turklehceleri.org

tüz

Kırgızca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Yudahin)

tüz

ı, 1. düz, pürüzsüz; 2. doğru, düzenli, düzen; tüz kıl-: doğrultmak; tüzdön tüz ayt-: doğrudan doğru söylemek. yüzüne söylemek; çektüü tüz mat.: mahdut düz çizgi; çeksiz tüz mat.: namahdut düz çizgi; 3. tüz bürküt: büyümüş karakuş.

Kırgızca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Yudahin)

tüz-

ıı, düzmek, yoluna koymak; şart tüz-: şart tanzim etmek.

Uygurca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Kurban, 2016)

tüz

I Düz. Xetni tüz yézinglar – Yazıyı düzgün yazınız.
II. Tüzge chiqmaq – Dışarıya çıkmak.

Karaçay-Malkarca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Nevruz, 1991)

tüz

1. Doğru, gerçek. Bügün keterigigiz ~müdü: bugün gideceğiniz doğru mu, ~ aytmak: doğru söylemek, ~ akıl: doğru akıllı, ~ at: şahsın ilk ismi, ~ atı bıla tukum atın üren: adı ile soyadını öğren, ~ bazman: doğru terazi, ~ bolğan: doğru olan, ~ bolmağan iş: doğru olmayan iş, ~ bolum: gerçek durum, ~ zat: doğru şey, ~ sözlü adam: doğru sözlü adam, ~ urğan maravçu: doğru vuran nişancı, ~ hapar: doğru haber, aythanı tüzdü: dediği doğru, sağat ~ baradı: saat doğru gidiyor, ~ kertisin bilemise: tam doğrusunu biliyor musun, ~ colda baradı: doğru yolda gidiyor, ~ sız: doğru çizgi, ~ bolmak: doğru olmak, ~ kişi: yed-i emin, doğruluğundan herkesin emin olduğu kişi, ~ etmek: doğru yapmak, ~ innet: doğru niyet, düzgün niyet, ~ üleşiv: doğru paylaşma; 2. Basit, sade. ~ asker: sade asker, rütbesiz asker, ~ doktor: düz doktor, ihtisası olmayan doktor, ~ işçi: basit işçi, vasıfsız işçi, ~ tepsev: sade oyun, basit oyun; 3. Tam. ~ allıma kelip tohtadı: tam önüme gelip durdu, ~ katından ötdük: tam yanından geçtik; 4. Kır bayır, kır. Kaysı tüzge ketdiñ: hangi kıra bayıra gittin, ~ge ketmek: kıra bayıra gitmek, kıra çıkmak, aklını oynatmak, Soslan ~ge ketip tura köreme: Soslan aklını oynatıp duruyormuş, eçkileni ~ ge iygendi: keçileri kaçırmış; 5. Düz, düzlük, düzgün. ~ kaña: düz tahta, ~ cerle: düzlük yerler, ~ col: düz yol, ~ işlenñen kabırğa: düzgün yapılan duvar; ~nü azığı ~de kalmaz (as.): doğrunun azığı kırda bayırda kalmaz, ~nü azığı ~de kalsa da it aşamaz: doğrunun azığı kırda kalsa da it yemez (a.s.), ~ sözge tüzüvün cuvap (d): doğru söze doğru cevap, ~de buvdan ese üyde koyan aşhı (as.): kırdaki geyikten evdeki tavşan yeğdir.

Dîvânü Lugâti’t-Türk Dizini (TDK)

tüz

halk, reayâ· III, 123

asıl, kök, soy sop, III, 123

düz· I, 60, 121, 325, 376, 433; III, 123


Son arananlar: