turklehceleri.org

koyun

Türkiye Türkçesi – Tatarca Sözlük (Ganiyev, 1998)

koyun

I 1) сарык; 2) күч. беркатлы (хәйләсез) кеше ◊ koyun dede ахмак


koyunII и. куен; кочак

Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü (Ercilasun, 1991)

koyun

Türkiye Türkçesi: koyun
Azerbaycan Türkçesi: goyun
Başkurt Türkçesi: kuyın harık (bärän)
Kazak Türkçesi: koy savlık
Kırgız Türkçesi: koy
Özbek Türkçesi: koy
Tatar Türkçesi: sarık (bäränsavlık)
Türkmen Türkçesi: goyun
Uygur Türkçesi: koy
Rusça: ovtsa

Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü (Ercilasun, 1991)

koyun

Türkiye Türkçesi: koyun
Azerbaycan Türkçesi: goyun
Başkurt Türkçesi: kuyın kosak
Kazak Türkçesi: koyın
Kırgız Türkçesi: koyun
Özbek Türkçesi: koyin
Tatar Türkçesi: kuyın koçak
Türkmen Türkçesi: gucak goyun
Uygur Türkçesi: koyun kuçak
Rusça: pazuha

Kırgızca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Yudahin)

koyun

1. göğüsle, göğüs üzerine ka- vuşturulmuş olan ellerin arasındaki yer. koyun, koltuk, kucak, göğüs; kubançı koyuña batbayt: sevinci koynuna sığmıyor; ışık caş koyunuma tolot: sıcak gözyaşı koynuma doluyor (bol bol gözyaşları dökmek); koyıum- koltuk, bk. koltuk; iç koynuna gir-: birisinin ruhuna hulul etmek (itimadını kazanmak); 2. ürkör (bk.) ile aym biriıbirinin yanından geçtikleri zaman.

Karaçay-Malkarca – Türkiye Türkçesi Sözlüğü (Nevruz, 1991)

koyun

kucak, koyun, bağır. Sabiyni ~uña al: çocuğu kucağına al, ~uña sal: kucağına koy, koynuna sakla, ~uma katı kısdım: bağrıma sıkıca bastım, ~dağı sabiy: kucaktaki çocuk, ~una ot tüşgença (d): bağrına ateş düşmüşçesine, keleçini ~u ötürükden tolu (d): elçinin kucağı yalanla dolu.

Dîvânü Lugâti’t-Türk Dizini (TDK)

koyun

koyun, kucak, II, 339, 346; III, 18, 297 bkz> koy


Son arananlar: